17 Ağustos 2007 Cuma

QUOTES-1:

The topic of architecture, like the topics of politics and religions, should not be discussed in polite company. People have passionate opinions about architecture and discussions on this topic quickly devolve into people throwing things. Be aware that any and all statements about proper architecture are contriversial.

inherit, derive, run into, controversial, passionate, concern, issue, stumble, afford, parade, recipe, wheat, rye, barley

inherit
-f. [from] -e (-den) miras kalmak, -e (-den) kalmak, (bir şeyin) mirasçısı/vârisi olmak

derive
-f. [from] 1. -den sağlamak, -den elde etmek, -den almak: He derives his income from his investments. Gelirini yatırımlarından sağlıyor. He derives pleasure from music. Müzikten zevk alıyor. 2. -den türemek; -den türetmek: Many English words derive from Latin. Çoğu İngilizce sözcük Latinceden türemiştir. Gasoline is derived from petroleum. Benzin petrolden türetilir.

run into
-(arabayi) -e çarptirmak; (araba) -e çarpmak; -e rastlamak, ile karsilasmak; (miktar, vb.) -e ulasmak, -i bulmak

controversial
-s. tartışmalı, çekişmeli.

passionate
-s. tutkulu, ihtiraslı, hırslı, ateşli

concern
-f. ilgilendirmek, kaygılandırmak, endişelendirmek; etkilemek; ait olmak, ilişkisi olmak, karışmak
-i. ilgi, alâka, şirket, umur, kuruluş, irtibat, bağlantı, pay, endişe, tasa, iş, merak, şey
concerned
-ilgili, endişeli, kaygılı
concerning
-(bir kimse/şey) hakkında, (birisi/bir şey) ile ilgili olarak ==about, regarding

issue
-f.çıkarmak, ihraç, yayınlamak, bildirmek, dağıtmak, ihraç etmek, piyasaya çıkarmak, çıkmak, akmak, yayınlanmak, sonuçlanmak
-i. çıkarma, yayınlama, piyasaya sürme, basım, sayı, konu, mesele, sorun, sonuç, nesil, çocuklar, irin, iltihap, akıntı, çıkış, son, akıbet

stumble
-f. ayağı takılmak, sürçmek, tökezlemek, sendelemek, dili sürçmek, hata yapmak, yanılmak, günah işlemek, günaha girmek
-i. hata, sendeleme, sürçme
stumble on
-f. rastlamak, tesadüfen bulmak

afford
-f. parası yetmek, gücü yetmek; bulabilmek; zaman ayırabilmek

parade
-i. alay, gösteri, geçit töreni, defile, geçit, gösteriş
-f. geçit töreni yapmak, teftiş için toplanmak, gösteriş yapmak, hava atmak için dolaşmak

recipe
-i. 1. yemek tarifi. 2. formül, yöntem.

wheat
-i. buğday.

rye
-i. çavdar.

barley
-i. arpa

refund, debit, snub, competitor=rival, affiliate, devolve, embark, substitute, concurrent, involve, represent, wisdom, accomplish, encounter

refund
- geri ödeme, para iadesi; geri verilen para, geri ödeme; saygi, itibar; önemseme, aldiris, saygi, dikkat; bakis

debit
-i. borç. f. 1. borç kaydetmek. 2. birinin borcuna kaydetmek.

snub
-f. (--bed, --bing) hiçe saymak, hakir görmek, küçümsemek, adam yerine koymamak. i. hiçe sayma, hakir görme.

competitor
-i. 1. tic. rakip. 2. yarışmacı.

affiliate
-f. birleşmek, üyeliğe kabul etmek, katmak, kabul etmek, tanımak, üye olmak; evlat edinmek, yakınlaşmak, bağlamak, katılmak

devolve
-f. [on] -e geçmek, -e kalmak, -e devrolmak.

embark
-f. bindirmek, uçağa yüklemek, yolcu almak, uçağa binmek, uçağa bindirmek, yüklemek, yatırmak, yüklenmek, girişmek, kalkışmak, atılmak
embark on
(heyecan veren yeni bir işe) başlamak

substitute
-f. yerine geçirmek, yerine kullanmak, yerine geçmek, yerini almak
-i. vekil, temsilci, yerine geçen kimse, yedek oyuncu, bedel, başka sözcüğün yerine geçen sözcük

concurrent
-s. birleşen, eşzamanlı olan, yardımlaşan, kesişen, uyuşan
-i. aynı anda olma

involve
-f. (in, with) sarmak, yol açmak, gerektirmek, kapsamak, karıştırmak, bulaştırmak, sokmak

represent
-f. temsil etmek, temsilciliğini yapmak, vekâlet etmek, vekili olmak, tarif etmek, betimlemek, simgelemek, göstermek, sunmak, belirtmek, ifade etmek, canlandırmak, oynamak, sahneye koymak

wisdom
-i. akıl, akıllılık, bilgelik, hikmet, ilim, irfan

accomplish
-f. başarmak, sonuçlandırmak, yapmak, yerine getirmek, üstesinden gelmek; almak (yol, zaman)

encounter
-f. (bir tehlike veya zorlukla) karşılaşmak, rastlamak, yüz yüze gelmek, çarpışmak
-i. karşılaşma, rastlama, tesadüf, rastlantı, çarpışma, dövüşme, eğitim amacıyla toplanma


16 Ağustos 2007 Perşembe

reclaim, claim, defeat, strive, audience, audition, fade, concurrent, recipient, fund

reclaim
-f. 1. geri istemek, iadesini istemek. 2. (rîkleym´) (araziyi/ormanı) ıslah etmek. 5. (rîkleym´) (birini) ıslah etmek, yola getirmek.

claim
-i. 1. talep, iddia. 2. hak. 3. sigorta poliçesi üstünden ödenecek para.
-f. 1. hak talep etmek, istemek. 2. iddia etmek. 3. sahip çıkmak.

defeat
-f. yenmek, bozguna uğratmak.
-i. bozgun, yenilgi.

strive
-f. (strove, --n) çabalamak, gayret etmek, uğraşmak.

audience
-i. dinleyiciler; seyirciler, izleyiciler

audition
-f.(sarkici, oyuncu, vb.) yetenek denemesi;
-i. duyma gücü, isitme gücü, duyma, isitme

fade
-f. solmak, rengi atmak; soldurmak.

concurrent
-s. 1. aynı zamana rastlayan. 2. aynı olan, uyuşan.
concurrency
uyumluluk

recipient
-i. alan kimse, /alıcı.
receive
-f. almak; -e ugramak, maruz kalmak; evine almak, konuk kabul etmek, karsilamak; tasimak, içine almak

fund
-i. 1. fon. 2. çoğ. para. 3. çoğ. fonlar.
-f. (bir iş/kimse için) para sağlamak.