13 Ekim 2007 Cumartesi

NothingElseMatters

çok yakın, ne kadar uzak olsa da...

so close, no matter how far

nasılsa kalbimden uzak değil ya

couldn't be much more from the heart

güvenelim her zaman kim olduğumuza

forever trusting who we are

ve her şeyi boshwer bunun dışında!

and nothing else matters

hiç açmamıştım kendimi bu kadar...

never opened myself this way

hayat bizim! herkes kendince yaşamak zorunda!

life is ours, we live it our way

bütün bu kelimeler ağzımdan çıkmasa da...

all these words i don't just say

sen her şeyi boshwer bunun dışında!

and nothing else matters

seni arıyordum ve buldum, inan bana!

trust i seek and i find in you

bize yeni bir başlangıç her gün nasıl olsa

every day for us something new

aç zihnini farklı bakış açılarına...

open mind for a different view

ve her şeyi boshwer bunun dışında!

and nothing else matters

ne yaptıklarını takmadım asla!

never cared for what they do

ne bildikleriyse değil umrumda!

never cared for what they know

biliyorum ama...

but i know

çok yakın, ne kadar uzak olsa da...

so close, no matter how far

kalbimden uzak değil ya nasılsa

couldn't be much more from the heart

güvenelim her zaman kim olduğumuza

forever trusting who we are

ve her şeyi boshwer bunun dışında!

and nothing else matters

ne yaptıklarını takmadım asla!

never cared for what they do

ne bildikleriyse değil umrumda!

never cared for what they know

biliyorum ama...

but i know

hiç açmamıştım kendimi bu kadar...

never opened myself this way

hayat bizim! herkes kendince yaşamak zorunda!

life is ours, we live it our way

bütün bu kelimeler ağzımdan çıkmasa da...

all these words i don't just say

sen her şeyi boshwer bunun dışında!

seni arıyordum ve buldum! inan bana!

trust i seek and i find in you

bize yeni bir başlangıç her gün nasıl olsa

every day for us, something new

aç zihnini farklı bakış açılarına...

open mind for a different view

ve her şeyi boshwer bunun dışında!

and nothing else matters

ne dediklerini duymadım bağırsalar da!

never cared for what they say

hiç katılmadım zaten oyunlarına!

never cared for games they play

ne yaptıklarını takmadım asla!

never cared for what they do

ne bildikleriyse değil umrumda!

never cared for what they know

biliyorum ama...

and i know

çok yakın, ne kadar uzak olsa da...

so close, no matter how far

kalbimden uzak değil ya nasılsa

couldn't be much more from the heart

güvenelim her zaman kim olduğumuza

forever trusting who we are

ve her şeyi boshwer bunun dışında!

no, nothing else matters

so close, no matter how far

couldn't be much more from the heart

forever trusting who we are

FadeToBlack

yaşam solup yok olacak görünüşe bakılırsa

Life it seems, will fade away

her gün sürükleniyorum daha uzaklara

Drifting further every day

kendi içimde kayboluyorum

Getting lost within myself

hiçbir şeyin önemi yok başka hiç kimsenin

Nothing matters no one else

yaşama isteğimi yitirdim

I have lost the will to live

kalmadı verecek başka hiçbir şeyim

Simply nothing more to give

kalmadı benim için başka bir şey

There is nothing more for me

beni kurtaracak sona ihtiyacım var

Need the end to set me free

işler eskisi gibi deil

Things are not what they used to be

içimdeki birini özlüyorum

Missing one inside of me

ölümcül bir kayıp, gerçek olamaz bu

Deathly lost, this cant be real

hissettiğim bu cehenneme katlanamıyorum

Cannot stand this hell I feel

boşluk dolduruyor beni

Emptiness is filling me

ızdırap noktasına dek

To the point of agony

büyüyen karanlık ele geçiriyor şafağı

Growing darkness taking dawn

ben kendimdim, ama şimdi o gitti..

I was me, but now hes gone

kimse beni kurtaramaz benim dışımda, ama artık çok geç

No one but me can save myself, but its too late

şimdi düşünemiyorum, düşünemiyorum denemem için bir sebep bile

Now I cant think, think why I should even try

dün sanki hiç olmamış gibi

Yesterday seems as though it never existed

ölüm sıcak karşılıyor beni, yalnızca elveda diyeceğim şimdi

Death greets me warm, now I will just say good-bye

7 Eylül 2007 Cuma

slangs

How you doin

You know what i mean

17 Ağustos 2007 Cuma

QUOTES-1:

The topic of architecture, like the topics of politics and religions, should not be discussed in polite company. People have passionate opinions about architecture and discussions on this topic quickly devolve into people throwing things. Be aware that any and all statements about proper architecture are contriversial.

inherit, derive, run into, controversial, passionate, concern, issue, stumble, afford, parade, recipe, wheat, rye, barley

inherit
-f. [from] -e (-den) miras kalmak, -e (-den) kalmak, (bir şeyin) mirasçısı/vârisi olmak

derive
-f. [from] 1. -den sağlamak, -den elde etmek, -den almak: He derives his income from his investments. Gelirini yatırımlarından sağlıyor. He derives pleasure from music. Müzikten zevk alıyor. 2. -den türemek; -den türetmek: Many English words derive from Latin. Çoğu İngilizce sözcük Latinceden türemiştir. Gasoline is derived from petroleum. Benzin petrolden türetilir.

run into
-(arabayi) -e çarptirmak; (araba) -e çarpmak; -e rastlamak, ile karsilasmak; (miktar, vb.) -e ulasmak, -i bulmak

controversial
-s. tartışmalı, çekişmeli.

passionate
-s. tutkulu, ihtiraslı, hırslı, ateşli

concern
-f. ilgilendirmek, kaygılandırmak, endişelendirmek; etkilemek; ait olmak, ilişkisi olmak, karışmak
-i. ilgi, alâka, şirket, umur, kuruluş, irtibat, bağlantı, pay, endişe, tasa, iş, merak, şey
concerned
-ilgili, endişeli, kaygılı
concerning
-(bir kimse/şey) hakkında, (birisi/bir şey) ile ilgili olarak ==about, regarding

issue
-f.çıkarmak, ihraç, yayınlamak, bildirmek, dağıtmak, ihraç etmek, piyasaya çıkarmak, çıkmak, akmak, yayınlanmak, sonuçlanmak
-i. çıkarma, yayınlama, piyasaya sürme, basım, sayı, konu, mesele, sorun, sonuç, nesil, çocuklar, irin, iltihap, akıntı, çıkış, son, akıbet

stumble
-f. ayağı takılmak, sürçmek, tökezlemek, sendelemek, dili sürçmek, hata yapmak, yanılmak, günah işlemek, günaha girmek
-i. hata, sendeleme, sürçme
stumble on
-f. rastlamak, tesadüfen bulmak

afford
-f. parası yetmek, gücü yetmek; bulabilmek; zaman ayırabilmek

parade
-i. alay, gösteri, geçit töreni, defile, geçit, gösteriş
-f. geçit töreni yapmak, teftiş için toplanmak, gösteriş yapmak, hava atmak için dolaşmak

recipe
-i. 1. yemek tarifi. 2. formül, yöntem.

wheat
-i. buğday.

rye
-i. çavdar.

barley
-i. arpa

refund, debit, snub, competitor=rival, affiliate, devolve, embark, substitute, concurrent, involve, represent, wisdom, accomplish, encounter

refund
- geri ödeme, para iadesi; geri verilen para, geri ödeme; saygi, itibar; önemseme, aldiris, saygi, dikkat; bakis

debit
-i. borç. f. 1. borç kaydetmek. 2. birinin borcuna kaydetmek.

snub
-f. (--bed, --bing) hiçe saymak, hakir görmek, küçümsemek, adam yerine koymamak. i. hiçe sayma, hakir görme.

competitor
-i. 1. tic. rakip. 2. yarışmacı.

affiliate
-f. birleşmek, üyeliğe kabul etmek, katmak, kabul etmek, tanımak, üye olmak; evlat edinmek, yakınlaşmak, bağlamak, katılmak

devolve
-f. [on] -e geçmek, -e kalmak, -e devrolmak.

embark
-f. bindirmek, uçağa yüklemek, yolcu almak, uçağa binmek, uçağa bindirmek, yüklemek, yatırmak, yüklenmek, girişmek, kalkışmak, atılmak
embark on
(heyecan veren yeni bir işe) başlamak

substitute
-f. yerine geçirmek, yerine kullanmak, yerine geçmek, yerini almak
-i. vekil, temsilci, yerine geçen kimse, yedek oyuncu, bedel, başka sözcüğün yerine geçen sözcük

concurrent
-s. birleşen, eşzamanlı olan, yardımlaşan, kesişen, uyuşan
-i. aynı anda olma

involve
-f. (in, with) sarmak, yol açmak, gerektirmek, kapsamak, karıştırmak, bulaştırmak, sokmak

represent
-f. temsil etmek, temsilciliğini yapmak, vekâlet etmek, vekili olmak, tarif etmek, betimlemek, simgelemek, göstermek, sunmak, belirtmek, ifade etmek, canlandırmak, oynamak, sahneye koymak

wisdom
-i. akıl, akıllılık, bilgelik, hikmet, ilim, irfan

accomplish
-f. başarmak, sonuçlandırmak, yapmak, yerine getirmek, üstesinden gelmek; almak (yol, zaman)

encounter
-f. (bir tehlike veya zorlukla) karşılaşmak, rastlamak, yüz yüze gelmek, çarpışmak
-i. karşılaşma, rastlama, tesadüf, rastlantı, çarpışma, dövüşme, eğitim amacıyla toplanma


16 Ağustos 2007 Perşembe

reclaim, claim, defeat, strive, audience, audition, fade, concurrent, recipient, fund

reclaim
-f. 1. geri istemek, iadesini istemek. 2. (rîkleym´) (araziyi/ormanı) ıslah etmek. 5. (rîkleym´) (birini) ıslah etmek, yola getirmek.

claim
-i. 1. talep, iddia. 2. hak. 3. sigorta poliçesi üstünden ödenecek para.
-f. 1. hak talep etmek, istemek. 2. iddia etmek. 3. sahip çıkmak.

defeat
-f. yenmek, bozguna uğratmak.
-i. bozgun, yenilgi.

strive
-f. (strove, --n) çabalamak, gayret etmek, uğraşmak.

audience
-i. dinleyiciler; seyirciler, izleyiciler

audition
-f.(sarkici, oyuncu, vb.) yetenek denemesi;
-i. duyma gücü, isitme gücü, duyma, isitme

fade
-f. solmak, rengi atmak; soldurmak.

concurrent
-s. 1. aynı zamana rastlayan. 2. aynı olan, uyuşan.
concurrency
uyumluluk

recipient
-i. alan kimse, /alıcı.
receive
-f. almak; -e ugramak, maruz kalmak; evine almak, konuk kabul etmek, karsilamak; tasimak, içine almak

fund
-i. 1. fon. 2. çoğ. para. 3. çoğ. fonlar.
-f. (bir iş/kimse için) para sağlamak.